içindekiler: günün x'i / sports / dile getirilemeyen ama yazılabilen şeyler.
bugün hayatımın dönüm noktası oldu tumblr. nedeni 4 hazirandan sonra detaylıca gelecek. hatta 4 hazirandan sonra seni ihmal ettiğim her gün için daha çok yazıcam, söz. -sanki senin çok umrunda-
bugünü atlatmam için konuşmam gereken tek bi kişi var. arasan bi dert aramasan bi dert. her konuşmada eskiye dönülüyor zira. oysa ben sadece ve hep arkadaşım olarak kalsın istemiştim. ulaaaaan eski günler.
“olsun demek de zor artık. çocuk düşlerimiz de yok artık.”
pilli bebek - olsun.
günün şarkısı city’e kaybeden manchester united’a geliyor.
oasis - wonderwall.
Trabzonspor - Galatasaray: 2 -4.
#pep #barcelona
dünden bugüne pep guardiola! (via vanadu)
günün şarkısı: pilli bebek - gündüz yüzlü kız
behzat ç’nin hayatıma kattığı her şeyde olduğu gibi bu da nokta atışı.
eskiden dört gözle beklediğin günün şimdilerde bi anlam ifade etmemesi çok başkaymış, öğrendik.
Günün şarkısı: I can’t stay - Killers.
I don’t hate people, I just feel better when they aren’t around.
bu kadar anlamlı olmak zorunda mısın?
Higuain when he played at Club Atletico Palermo- Baby Futbol
(Kaynak: vaelmadridconsubandera, madridistasunite gönderdi)
daha dün @demiycem ve @frtslck ile konuşurken uzun zaman önce keşfettiğim ama sonrası da nankörlük yapıp unuttuğum “Hurts” adlı güzide grubu hatırladım. şimdilik tek ama öz albümleri var.
dinleseniz seversiniz.
hurts - stay.
antalya’ya gelince yapmayı en çok sevdiğim şey babamın izlememe engel olmadığı maçları izleyebilmek. bu maçlar sadece galatasaray maçları oluyor haliyle de beraber izliyoruz. ben üniversiteyi kazanınca evdeki ligtv’yi iptal ettiren babam, farkında olmadan geçen yıl için hayatındaki en doğru kararı vermiş aslında. ama bu yıl o da hatasının farkında da geri dönmüyo işte. neyse. benim burada olduğum maçları eskiden olduğu gibi evin yakınlarında, açık havada maç yapan bi kafede izliyoruz. eskiden de havalar güzelken gider izlerdik. gerçi o zaman sadece havalar değil maçlar da gelen taraftar da insanlar da lig de güzeldi ya, neyse.
burada spor kültüründen bahsediyorsak “açık havada maç izleme” kültüründen de bahsetmemiz gerekir. hatta maça gitmiyosan, kalp-tansiyon hastası değilsen futbolu bilen insanlarla (takımı fark etmez) maç izlemek dünyanın en keyifli şeylerinden. ve bu olay cidden futbol kültürünün yazıya dökülmemiş maddelerinden biri. ama bugün izlemeye gittiğimiz de resmen içim acıdı, res-meen. ya gerçekten futbolu bilen insan futbola küstü ya da ortalığı ergen basmış. gerçi antalya’dayız ergen değil apaçi bunlar, kız erkek fark etmiyorlar ama cidden katlanılabilecek seviyede değiller. galatasaraylısı da apaçi, fenerlisi de. ondan da kötüsü de küçücük çocuğunu alıp gelmiş baba - oğul ikilisi. oğlan her galatasaray atağında “mal bu takım öööff, sike sike yencez. 6ssssssssssssss” derse ona değil de baros’un her pozisyonu sonrası “oğlum bu baros’un kafası eğri ahahahhah” diyen babasına bilenirim. biz de babalarımızla izledik, hangimiz bu hale geldik? ergenlerin ise bildiği tek şey sabri. takım fark etmeksizin varsa yoksa sabri. sabri kadar başlarına taş düşsün o ayrı. keşke girer girmez attığı şut gol olsaydı da………..
zaten çocuklardan biri (15-16 yaşlarındalar) yanımdan geçerken “abla geçebilir miyim?:(” dedi. daha o kadar yaşlanmadım :(
sözün özü (burada okul reklamı yapılıyor) açık havada maç izleme kültürü, futbolumuz ve taraftarımız gibi bitmiş. galiba en çok üzüldüğüm şeylerden biri oldu.
bi çocuk bu kadar güzel, babası da bu kadar itici ve uyuz olamaz :(
(Kaynak: walcotts, footballvt gönderdi)